Kategoriler

Son Yazılar

Kotlar Beyazlıyor Hayatlar Kararıyor sunumu
Sokak yazılamaları
İşçiler suç duyurusunda
Boykot bildirileri

Çalışanlar Anlatıyor

Kapalı, havalandırması olmayan bir ortamda çalıştık. Ufak, bir soba borusunun geçeceği büyüklükte bir delik açılmıştı. Nalburda satılan basit maskelerden kullanıyorduk. Onu da şartlı veriyorlardı bize. — İsmail Hakkı Durgun

Sizin Görüşleriniz


Kasım BALCI
Ben İstanbulda çalışan bir avukatım. Bu mücadelenizde size sonuna kadar destek verdiğimi ve ukuki anlamda bir faydam olacaksa her zaman göreve hazır olduğumu belirtmek isterim. İletişim bi...

Sayfalar

Mikrofonumuz sokaklarda

Sunum ses kaydı

Meta

Bağlantılar

Slikozisin söndürdüğü hayatlar (Evrensel)

filed Basından

Devletin denetlemediği kot taşlama atölyelerinde çalışırken silikozise yakalandılar.

Akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi, bir gün ekmeklerini kazandıkları işin hayatlarının sonunu getireceğini. Tek dertleri ailelerinin bütçelerine biraz daha fazla para katmak, daha iyi bir yaşam için olanak sağlamaktı. İlk başlarda yaptılar da bunu aslında. Diğer işlere göre ayda 100-150 YTL daha fazla para aldılar. Hayallerini, umutlarını bunun üzerine inşa ettiler. İlk yıllarda her şey yolunda gidiyordu. Birden televizyon kanallarında kot taşlama işinde çalışanların tedavisi olmayan ölümcül bir hastalığa yakalandığını duydular. İnanmak istemediler önceleri. Peşi sıra gelen ölüm haberleri üzerine şüphe ve endişe içinde doktora gittiklerinde acı gerçekle yüzleştiler. Umutlarını bağladıkları kot taşlama işi onlara ölüm getirmişti; ölümün adı slikozisti.

Continue reading →

Kan var kotların beyazında (Evrensel Hayat)

filed Basından

Evrensel Gazetesi'nin pazar eki Hayat'ın 21 Eylül 2008 tarihli kapağında, kottaslama.org'un akciğer filmlerinden hazırladığı ve üzerlerinde "Kapitalizm Öldürür" ve "Kotlar Beyazlıyor Hayatlar Kararıyor" yazılı dövizlerine tam sayfa yer verilmiş.

Yazar Sennur Sezer de Evrensel Hayat'taki bu haftaki yazısını kot taşlama işçilerine ayırmış. "Kan var kotların beyazında" başlıklı yazının görselinde yine kottaslama.org'un dövizleri yer alıyor: "Kapitalizm Öldürüyor" ve "Kotlar Beyazlıyor Hayatlar Kararıyor".

“EN AZ ÜÇ BİN HASTA BEKLİYORUZ.”

filed Basından

Türkiye ekonomisinin uzun yıllar parlayan yıldızı tekstil sektörü içerisinde kot imalatında yaşanan silikozis dramı üzerine iki değerli, usta biliminsanının söyleşisi yaşanan çarpıcı tabloyu olanca çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Silikozis dramının açığa çıkarılmasında en büyük çabayı sarf edenlerden biri olan Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan ile elli yılı aşkın hekimlik deneyimiyle dikkat çeken, Meslek Hastalıkları Hastanesi kurucusu ve ilk başhekimi Dr. Haldun Sirer’e kulak verelim:

Zeki Kılıçaslan (ZK): “Literatürde birkaç vaka vardır ya, işte Amerika ‘da yol yapılırken, bilmem tünelde şu kadar işçi… Ondan çok daha vahim, Hocam! En az üç bin hasta olduğunu tahmin edebiliyoruz. Bunların 350’si bulunabildi, yüzlercesi ölecek, ölmek üzere. Bugüne kadar otuz kişi öldü. Ölüm yaşı ortalama 20, 23, 25. Bu olamaz yani, böyle bir şey kabul edilemez.”

Haldun Sirer (HS): “Peki, niye o kadar süratli seyrediyor?”

Continue reading →

“HİÇ DOKTORA GİTMEDEN, TEŞHİSİ KONMADAN ÖLEN HASTALAR VAR…”

filed Basından

Kot kumlama atölyelerinde yaşanan silikozis dramının açığa çıkarılmasında en büyük çabayı sarf edenlerden biri de hiç kuşkusuz İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan. Açık Radyo’da Ali Rıza Tiryaki ve Cem Melikoğlu’nun birlikte hazırlayıp sunduğu ‘Testi Kırılmadan’* adlı programda Prof. Kılıçaslan, kot kumlama hastalığı olarak da bilinen silikozise ilişkin tabloyu olanca çarpıcılığıyla aktarıyor:

Zeki Kılıçaslan (ZK): “Silikozis aslında klasik olarak uzun yıllar madenlerde çalışmış, yol ve tünel işlerinde çalışmış işçilerde genellikle yirmi, otuz yıl sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Eğer çok yoğun maruz kalınmışsa kısa sürede de hastalık oluşabilir. Üç ay çalışmış sadece ve ciddi hasta. Ya da altı ay, bir sene, iki sene, beş sene çalışmış ve karşımıza çok ciddi bir hastalık tablosuyla geliyorlar.”

Ali Rıza Tiryaki (ART): “Kaç yaşında bu arkadaşlar?”

Continue reading →

ölüm değirmeni

filed Basından

ölüm değirmeni
Ümit Kartal - Erdem Çelebi
t.c. silikozis ölüm değirmeni koyunculu köyü/yozgat… Cami minaresinden ‘silikozisliler çeşmenin başına gelsin, gazeteciler geldi’ anonsu yapılıyor ve teker teker toplanıyor hastalar.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na
Ankara…
Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Koyunculu köyünde yaşayan 26 kişi, 1987 yılında dolgun ücreti nedeniyle gittikleri İstanbul Pendik’teki taş öğütme fabrikasında silikozis hastalığına yakalanmış olup,
bunlardan 15’i -biri 2008’in Haziran’ında, biri de Ağustos’unda olmak üzere- yaşamını yitirmiştir. Camın hammaddesini yaptıkları tozlar ciğerlerine yapışan işçilerden 11’ i hâlâ ölüm için gün saymaktadır. Ölümler ardı sıra gelmekte, aileler her gün korku içerisinde yaşamaktadır. Ayrıca, tamamına yakınının hastalık nedeninin silikozis olduğu defalarca resmi kurumlar tarafından tespit edilmiş ve hastalara çalışamaz raporu verilmiş olmasına rağmen, işçiler hakları olduğunu düşündükleri ‘malulen emeklilik’ten yararlanamamaktadırlar. Durumun vahametinin anlaşılması bakımından önemli olduğunu düşündüğümüz bir rapor ektedir.
Gereğinin yapılmasını arz ederiz.
Ek 1: Köyün çeyrek asrı
Ali Öğüt, Dursun Karşı, Satılmış Uslu, Satılmış Uslu (büyük), Cengiz Özkan, Fikret Buldu, Gazi Ölmez, Faruk Selvi, Mustafa Ünlü, İsa Kırlı, Ramazan Erçelik, Mükremin Ölmez, Şahin Altun 1987-1990 yılları arasında öldü.
Kadir Ünalan ve Kamil Atik, 2008’de ansızın yaşamlarını yitirdiler.
Eşine hiçbir gelir bırakamayan Ali Öğüt’ün ölümünden sonra eşi köyü terk edip başkasıyla evlendi. Biri anne sütü emme çağında olan 3 çocuk sahipsiz kaldı, yurda verildi.
Askerliğini yaptığı Nusaybin’de, aniden pusuda hastalanıp yaşamını yitiren Cengiz Özkan’a ‘şehit rütbesi’ ve olanakları verilmedi. Eşi, komşu köylerden 60 yaşında biriyle evlendi. Çocukların durumu belirsiz.
7 kızı 1 oğlu olan Kamil Atik, 2008’in Ağustos ayında yaşamını yitirdi. Çocuklarının hiçbir sosyal güvencesi yok.
Şahin Altun öldü, 6 çocuklu eşi, Şahin Altun’un küçük kardeşiyle evlendi.
Dursun Karşı öldü.
Satılmış Uslu öldü. Eşinin ve 3 çocuğunun durumu bilinmiyor.
Hastaların tamamı, Pendik’teki fabrikadan sonra hiçbir işte çalışamadı.
Zeki Başlamaz’ın 2 kızı 3 oğlu var, durumu ağırlaştı, evinden hiç çıkamıyor, ölümü bekliyor.

Silikozisliler çeşme başına!
Cami minaresinden ‘silikozisliler çeşmenin başına gelsin, gazeteciler geldi’ anonsu yapılıyor ve teker teker toplanıyor hastalar. Bir umut işte… Ömer Ölmez, evinden çıkamayanlardan; önce onun yanına gidiyoruz. 46 yaşında olmasına rağmen terleyen vücudu, bükülen beli, zor attığı adımları ve beyaz saçlarıyla, 80’ine merdiven dayayan babasından daha yaşlı görünüyor Ömer Ölmez. Köy halkı onu “birinci sıra” diye tanıtıyor bize. Her an ölümle yaşayan Koyunculular artık alışmışlar duruma, sıra koyup sıra bekliyorlar. “Yazık, Ömer dayı birinci sıra, sonra da Zeki gider herhalde” diyorlar.
Ömer Ölmez, Pendik’ten sonra çalışamamış hiçbir yerde. Çok derdi, tek isteği var; hakkı olduğunu bildiği ‘malulen emekliliği’ istiyor. yüzde 86 oranında çalışamaz raporu olmasına rağmen emekli olamayan Ölmez, “Bu hastalık bende 1995’te belirdi. O zaman Uğur Dündar yayınladı. Sonra Ankara Meslek Hastanesi’nde ve İstanbul Meslek Hastanesi’nde yattım. Yüzde 45 rapor verildi bana. 2 tane biraderim vefat etti bu hastalıktan. Bu sene de iki tane arkadaşımızı toprağa verdik. Şimdi yüzde 86 çalışamaz raporum var. Çocukları okutamıyorum. Çocuğumun biri askerde, biri 14 yaşında sanayiye gidiyor. Hanımım da ameliyat oldu, evde çalışabilecek kimse yok. Devamlı arkadaşlar ölüyor ve geleceğimden çok tedirginim. Bu haktan bir an önce ben de yararlanayım istiyorum, başka bir şey değil. Yasalara uygun bir şey bu, emekli olayım diyorum” şeklinde anlatıyor durumunu.

Öldükten sonra emekli oldular
T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü Pendik Sigorta Müdürlüğü…
Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi, Çekerek Kaymakamlığı, Beyoğlu bilmemne müdürlüğü vs… Sayfalarca dosya var Ölmez’in elinde. “Her şey tamam ama 3 yıldır bekliyorum, neden emekli etmiyorlar beni bilmiyorum. Arkadaşlarımın birçoğunun emekliliği öldükten sonra kesinleşti. Ben de öyle mi olacağım?” diyor Ölmez. Hastalığı, gerekçesi ve çalışamaz durumu yetkili müfettişlerce raporla bildirilen Ömer Ölmez’e sözlü olarak ise ‘zamanaşımı gerekçesi’ sunuluyor. O bakanlık senin bu müdürlük benim yıllardır yollarda Ölmez. Defalarca İstanbul’a, Ankara’ya gitmiş, ‘piri olmuş’ durumunun. “Çalışma Bakanı kadar iyi biliyorum artık bu işleri” diyor.
Derin soluk alıyor, dakikalarca düşündükten sonra konuşuyor, soğuk terliyor ve yavaş hareket ediyor. Hem bıkmış, hem de artık parası olmadığı için Ankara’ya, İstanbul’a gidip ‘işin peşinde koşamıyor’. Umutsuz; öleceğini, herkesin ona üzüldüğünü anlıyor. Belki zayıf, çaresiz görünüyor ama Ömer Ölmez, ne istediğini, isteğinin neden gerçekleşmediğini çok iyi biliyor!

‘İnek verdiler icralık olduk’
“540 seçmeni var köyümüzün. 500’ü oyunu Ak Parti’ye kullandı. Osman Coşkun vekilimiz söz verdi ama hâlâ bekliyoruz. Kaymakamın yanına vardık, valinin yanına vardık; sormuyor etmiyorlar. Ankara’ya gittik, onlar da ‘derdinize derman olacağız’ dedi, bir şey çıkmadı. Biz böylemesine duruyoruz köyde, aylık yok, sosyal bir güvence yok. Hiç devletten bir fayda bulamadık yani…”
Hastalığın köyde ilk ortaya çıktığı yıllarda devlet tarafından mağdur işçilere birer adet inek verildiğini, ‘bunlar ücretsiz, alın sütüyle geçiminizi sağlayın’ denildiğini, fakat bir yıl içerisinde ölen inekler için icralık olduklarını söyleyen köylüler, devletin mağduriyetlerini artırmaktan başka bir şey yapmadığını, devlet de böyle yapınca tutunacak dalları kalmadığını ifade ediyorlar. Olay basına yansıdıktan sonra birer yeşil kart edinebilen köylüler, “Avrupa’ nın eşiğinde bir devlet, ben sana üyeyim diyen devlet hastasına sahip çıkamıyorsa biz ne yapalım? Kaderine terk edilmiş bir köy burası. Bize sahip çıkmayacaklar mı” diye soruyor.
“Hayvanına veteriner bulan, veterinerine maaş veren devlet bize nasıl sahip çıkamıyor?” diyen köylüler, devletin ne işe yaradığını sorgulamaya başlamışlar. “Şu an 20 tane gencimiz askerde vatani görevini yapıyor. Devlet almaya gelince alıyor da vermeye gelince niye vermiyor? Bıraksınlar başka devlet alsın bizi” diye köpürüyorlar adeta…

‘Arz etmek’le olmuyormuş
Her birinin elinde sayfalarca resmi rapor, dilekçe, dosya olmasına rağmen, birçoğu sosyal güvencesiz ve geleceğe dair umudunu yitirmiş olan köylüler, geç de olsa önemli dersler çıkarmışlar kendilerine: “Kaymakama teker teker gittik, işimizin peşine tek başımıza koştuk. ‘Devlettir, babadır, hallolur’ dedik, dilekçe verdik, rapor aldık hep. Anladık ki ‘arz etmek’ le olmuyor bu iş… Madem kaderimiz birdi, bir olmalıydık. Olamadık, başaramadık…”

***

Kamuoyuna…
Ekmek kavgasına düşmüş işçiler, ciğerler toz, ‘yoğurt vermiş’ kandırmışlar, neyleyek! Devlet dairelerinde, 8-5 sıkışmış sayfalar, sayfa olmaktan ötesini ifade ediyor. Geç kalmış raporlar ya, bir köyün çeyrek asrı bertaraf oluyor. İnsanlar ölüyor, hem de her gün ölüyor. Çocuklar yetim, kadınlar dul kalıyor.
‘Gereğinin…’ diyor köylüler, ‘gereğinin…’ diyor, arz etmekten bıkmış ama ne yapacağını bilmiyor!
Silikozis Ölüm Değirmeni Koyunculu/Yozgat

Kot taşlama mı, işçi mezarlığı mı?

filed Basından

İşçilerin mücadeleleri sonucu kamuoyunun gündemine gelen Tuzla tersanelerindeki iş kazaları ve işçi ölümlerinin ardından kot taşlama işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları da gündeme geldi. Son derece ağır ve sağlıksız koşullarda çalışan kot taşlama işçileri, başta slikozis hastalığı olmak üzere birçok ölümcül akciğer hastalıklarına yakalanıyor. Kotlar beyazlatılırken, kot taşlama işçilerinin hayatları karartılıyor. Gaziosmanpaşa’dan kot taşlama işçileri, yaptıkları yazılı açıklama ile kot taşlama işçilerinin çalışma koşullarını anlattılar, mücadeleyi büyütme ve kot taşlama işçileriyle dayanışmayı yükseltme çağrısında bulundular.

Gaziosmanpaşa İşçi Platformu’nun yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz…
Continue reading →

Kot Taşlama İşçileri (ntv)

filed Basından

İki kaçak atölye, 16 sigortasız çocuk işçi tespit edildi.

haberin videosunun linki: http://www.vidivodo.com/video.php?myvideo_id=190174

Continue reading →

Jandarmadan kot taşlama atölyelerine baskın

filed Basından

İstanbul’da, özellikle doğu bölgelerinden getirilerek sağlıksız ortamlarda çalıştırılan gençlere ve çalıştırıldıkları iş yerlerine jandarma ekipleri baskın yaptı.

Kot taşlama işleminin yapıldığı atölyeleri denetleyen jandarma, ruhsatı olmayan iki iş yerini kapattı. Baskında iş yeri çalışanlarının çoğunun kaçak olması dikkat çekti.

Continue reading →